Sunday, November 16, 2008

Thursday, November 13, 2008

BASIN AÇIKLAMASI ”Ermeni Soykırımı Yalanı”

Konu:”Ermeni Soykırımı Yalanı”
13.11.2008

BASIN AÇIKLAMASI
Resmî bir ziyaret için Türkiye'de bulunan İsviçre Konfederasyonu Başkanı Pascal Couchepin ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ikili görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi. İsviçre'de “Ermeni soykırımıyla ilgili iddiaların inkârını suç sayan” yasayla ilgili soruya cevap veren Couchepin, “bu yasanın Yahudi soykırımıyla bağlantılı olarak çıkarıldığına” dikkat çekti.” Ermeni iddialarıyla ilgili olarak "1915'te yaşanan trajik olaylar" ifadesini kullanan ve meselenin özüne inmek gerektiğini dile getiren Couchepin “bu yasayı protesto eden grupları ise “provokasyonla” suçlayarak, "Bu provokasyona sebep olan Türklerden bir tanesi şu anda Türkiye'de cezaevinde." hatırlatmasını yaptı.
Emperyalizmin, Ermeni soykırımı yalanı üzerinden yönelttiği tehditlere karşı çıkmayı "provokasyon"; bu tehditlere karşı ülkemizi savunanları "provokatör" olarak niteleyenler, geçtiğimiz yüzyılın başında da Mustafa Kemal'i "asi", "eşkıya" ilan etmişlerdi.
Bilindiği gibi; İsviçre yasalarına göre “Ermeni soykırımı yok” demek suç sayılıyor. Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu bu ülkeye giremiyor.
Ergenekon sanığı olarak tutuklu yargılanan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, İsviçre’de Talat Paşa Komitesi’nde yer almış ve orada beraberindekilerle “Ermeni soykırımı bir yalandır” demişler, bu ülkede haklarında dava açılmıştı. Resmi ziyaret kapsamında ülkemize gelen bir devlet başkanının, diplomatik kurallara aykırı biçimde, ülkemizin egemenliğini hiçe sayarak, milli değerlerimize yönelik hakaretler içeren sözler sarf etmesi kabul edilemez.
Buna karşı çıkmak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Dışişleri Bakanlığı'nın kaçınılmaz görevidir. Bu sözlere diplomatik tepki gösterilmeli; Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletinden özür dilenmesi istenmelidir
YÖNETİM KURULU ADINA
Mahmut ÖZYÜREK
ADD. Isparta Şube Başkanı

Friday, May 30, 2008

19 MAYIS GENÇLİK, SPOR BAYRAMI VE ATATÜRK’Ü ANMA GÜNÜ...

Atatürk," Milletimizin bağrından temiz bir nesil yetişiyor.Bu eseri ( kurduğu çağdaş, demokratik ve laik cumhuriyet ) onlara bırakacağım ve gözüm arkamda kalmayacak" demişti.

Atatürk’ün bu sözü üzerine o zamanki gençlik şu andı içmişti ;"Ey büyük Ata'm, Türk gençliği olarak hürriyetin, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyetin ve İnkılâplarının yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde, her durumda, Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için; bütün zorlukları yeneceğimize namus ve şeref sözü verir, kendimizi Büyük Türk Milletine adarız. TÜRK GENÇLİĞİ ".
...........Şimdi Kurtuluş Savaşının başlangıç, Cumhuriyetin kuruluş tarihini öğretilmediği için bilmeyen bir gençliğin var olduğu ülkemizde bu and’ı yerine getirecek kaç genç bulabiliriz acaba !...Cumhuriyetin ilanından bu yana tam 85 yıl geçti. Atatürk ilke ve inkilâpları-devrimleri, O’nun ölümünden sonra ülke yönetimine gelenler tarafından tam olarak kavranamadı, dikkate alınmadı. 1938 den sonra ülkeyi yönetenler gerçekten Atatürk ilke ve inkilâpları-devrimleri doğrultusunda hareket etselerdi, bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti, dünyada en saygın, en güçlü ve şimdi örnek almaya çalıştığımız batı ülkelerinden daha çağdaş-modern bir devlet olacaktı.Bunu başaramadığımız için, onursuzca, ısrarla adeta yalvarır gibi üye olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği önünde diz çöker hale geldik.

Medyalarında alay konusu olduk, yayınladıkları karikatürlerin birinde birlik kapısından içeri girmeye çalışan köpeğe benzetildik!.Bir avuç Ermeninin soykırım iddialarını, ülkeyi bölmeye çalışan bir avuç PKK terör örgütünü ve içimizdeki uzantılarını, bir avuç rejim düşmanlarını, Kıbrıs’ta bir avuç Rumu; bir takım batı ülkelerinin baskılarına boyun eğerek susturamadık, yok edemedik! Milli Eğitim müfredatlarında yapılan gerici değişikliklere mani olamadık; büyük önder Atatürk’ü genç nesillere tam olarak tanıtamadık, ilke ve inkilâpları, kurduğu çağdaş, demokrat ve laik cumhuriyeti öğretemedik!..

Bunun yanısıra ülkeyi bir örümcek ağı gibi saran rejim ve Atatürk düşmanı cemaat ve tarikatların hortlamalarına, başlarında bulunan hocalara-imamlara, şeyhlere ve batı sermayeli-kontrollu işbirlikçi basın-medya ile gerici cemaat ve tarikatların sahip oldukları gerici basını-medya’yı da susturamadık!.
Bunların milletimizin özelliklerle gençlerimizin milli-ulusal duygularını yozlaştırmalarına neden olan yayınlarına da tepkisiz kaldık!...P

eki Atatürk’ün kurduğu eğitim kurumların okuyan bir takım sözde aydınlara, gazetecilere Prof.luğa kadar yükselmiş akademisyenlere ne diyelim ?. Bunların bazıları Atatürkçülüğü gericilik olarak görüyor, ilke ve inkilâplarını Anayasa’dan çıkarmak istiyor, bazıları Türk üniversitelerinde açık açık Türkleri yani kendi milletini Ermeni katliamı yapmakla suçluyor, bazıları bir milyon Ermeniyi katlettik, 30 bin Kürdü öldürdük diyerek ödül alıyor, bazıları Türk milletini etnik parçalara bölmeye çalışırken bazıları da Hilafet istiyor !.......
......Bakınız, sekiz milyona yakın nüfusa sahip İsrail, geçenlerde kuruluşunun ve bağımsızlığının 60. Yıl dönümünü kutladı.Bağımsızlık kutlamalarının ana teması ise gençlik ve gençliğin eğitim'i idi. İsrail 60 yıl gibi bu kısa tarihinde teknoloji, bilim alanlarında dünyanın en ileri ülkeleri arasında yer aldı.
Askeri süper bir güç haline dönüştü. Bütün bunlar milli-ulus çıkarların korunması, halkının da birliği-beraberliği sağlaması ve gençliğin kaliteli bir eğitimle eğiltilmesiyle mümkün oldu. Ama bizde din siyasete alet edildi, gençlik medya vasıtasıyla yozlaştırıldı, birlik ve beraberlik bozuldu, demokrasi, çağdaşlık, laiklik ve Atatürkçülük-Kemalizm ” hani rahatlık bazılarına batar ya onun gibi..” bazılarına batıyor veya batmış olmalı ki, ülkemiz İran'a, S.Arabistan'a benzetilmeye hatta batının mandası yapılmaya çalışıyor !..
* * *19 MAYIS 1919, CUMHURİYETİMİZİN DÖNÜM NOKTASIDIRSevgili okuyucular,Bir asıra yakın zaman içinde Atatürk’ün başlattığı hızlı kalkınma ve çağdaşlaşma reformları devam ettirilmedi. Eğer bu devam etseydi, Türkiye bugün ne AB birliğine üyelik için yalvarır duruma düşer, ne de çağdışı cemaat ve tarikatlar hortlar, ne de bir avuç akıl noksanı bölücü grubu ortaya çıkar ne de Atatürk ve kurduğu cumhuriyetin düşmanlarından arta kalan kalıntılar o kutsal T.C. Meclisi’ne girebilirlerdi...19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal Paşa'nın Anadoluyu düşman işgalinden kurtarma amacı ile başlatacağı Kurtuluş Savaşı için Samsun'a ayak bastığı gün olup bugün milli-ulusal bir bayram olarak kutlanmakta.
Ve bugünü, M.Kemal Atatürk çok sevdiği, güvendiği Türk gençliğine bayram olarak armağan etmişti.
……..Birinci Dünya Savaşında Avrupa'nın bir takım ülkeleri birbirleriyle savaştılar. Bu savaşta yanında olduğumuz Almanya ve müttefikleri mağlup olunca biz de mağlup olmuş sayıldık ve Mondros Antlaşmasını imzalamak zorunda kaldık. Buna antlaşma sonucu İstanbul boğazı işgalcilerin harp gemileriyle doldu.
Fransızlar Adana ve Hatay'a; İngilizler Urfa, Mardin ve Merzifon'a; İtalyanlar Antalya'ya yerleştiler. 15 Mayıs 1919 günü de Yunanlılar İzmir’e ayak bastı. Sonuçta yurdumuz batılılarca paylaşılmaya başladı. Padişah Vahidettin ülkesini ve milletini işgalci düşmanlara teslim edip ailesiyle birlikte bir İngiliz savaş gemisiyle Malta’ya kaçtı.İşte o günlerden bu güne nasıl gelindiğini, kitaplardan çıkarılmak-silinmek istenen Cumhuriyet tarihine bir göz atalım;- Trablusgarp'da Birinci Dünya Savaşı'nda Anafartalar'da düşman güçlerini yenen Mustafa Kemal bu kez yurdumuzu kurtarmak için Anadolu'ya geçmeye karar verdi. 16 Mayıs günü İstanbul’dan Bandırma Vapuru'na bindi. Bu yolculuğu General Hikmet Gerçekçi şöyle anlatıyor:"

Gemidekilerin çoğunu deniz tutmuştu. Kimse kamarasından dışarı çıkamıyordu. Samsun'a az bir yolumuz kalmıştı. Dalgalardan sallanan geminin güvertesinde ellerimle küpeşte demirini tuta tuta yürümeye çalışırken O'nun kamarasından çıktığını gördüm.

Sert bakışlarıyla ufka bir göz gezdirdikten sonra kaptan köşküne çıktılar. Bandırma vapurunda hemen herkesi deniz tutmuştu ama Mustafa Kemal dipdiriydi ve çok sağlıklıydı. Kıyı bir ana baba günü halini aldı. Gemimiz demir atınca coşkun gösteriler yükseldi. Hemen ardından geminin etrafını kayıklar aldı. Halkın bu coşkun gösterisini görünce boğazıma bir şey tıkandı, gözlerim yaşardı. Vapur 19 Mayıs sabahı Samsun Limanına yanaştı. Kemal Paşa ve arkadaşları Samsun'da sevinç gösterileri ile karşılandı."Daha sonra Amasya’ya geçen Mustafa Kemal, burada yayınladığı genelge ile ulusu, ülkenin bütünlüğünü, bağımsızlığını kurtarmak için birlikte çalışmaya çağırdı. İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal Paşa'nın bu çalışmalarından hoşnut değildi. Harbiye Bakanı Mustafa Kemal Paşa'yı İstanbul’a çağırdı.

Bunun üzerine M. Kemal Paşa padişaha telgraf çekerek askerlikten çekildiğini bildirdi. Mustafa Kemal Paşa bundan böyle çalışmalarına sade bir yurttaş olarak devam etti. 4 Eylül günü Sivas’a gitti. Sivas Kongresi'nde " Ya bağımsızlık, Ya ölüm" ilkesi kabul edilerek yurt düşmandan kurtarılıncaya dek savaşmaya and içildi.

Mustafa Kemal Paşa Sivas'tan sonra Ankara'ya geldi 23 Nisan 1920 günü Büyük Millet Meclisi'ni topladı. Meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal Paşa düzenli ordular kurdu.Bu ordular düşmanlarla çarpışmaya başladı.Birinci İnönü, ikinci İnönü, Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Savaşı sonunda yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.19 Mayıs 1919 Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başladığı gündür. Bugün aynı zamanda Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mızdır.” Atatürk bir söyleşi sırasında: "

Ben 19 Mayıs'ta doğdum " demiştir. 19 Mayıs bir yandan Ulusal Kurtuluş Savaşımızın başlangıcı öte yandan ülkemizin kurtarıcısı, devletimizin kurucusu Atatürk'ün doğum yıldönümü olarak törenlerle kutlanır."Bu nedenle 19 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye Cumhuriyeti’nin dönüm noktalarından biridir. Türk gençliğinin bayramını kutluyor, büyük ATA’mızı da saygı ile anıyorum.* * *ATATÜRK DÜŞMANLIĞININ ÇEŞİTLERİHer geçen gün artan bu rejim ve Atatükçülük-Kemalizm düşmanları için Yazar-Şair Ataol Behramoğlu bir yazısında Atatürk’e düşman olanların çeşitlerini açıklıyor. “
Gelmiş geçmiş bütün devrimciler gibi Atatürk de en başından beri bin bir çeşit düşmanlığın konusu olmuştur “ diyen Behramoğlu bu düşmanları şöyle sıralıyor;“
… Atatürk düşmanlarının kimileri, ya da çoğunluğu, onun adıyla özdeşleşen devrimlerin düşmanlarıdır.

Bunlar gericiler, mürteciler, aydınlanma düşüncesinin düşmanı olan kimseler ve çevrelerdir. Bu gibilerin dün olduğu gibi bugün de sürüsüne bereket.

Bunlar mikrop ya da virüs gibi karanlıklarda, kuytu yerlerde bekleşir; ortamı uygun gördüklerinde ortaya çıkar, sıkıştırıldıklarında yine köşelerine, karanlıklarına çekilerek yeniden ortaya çıkmak için fırsat kollarlar. Bunlara söylenecek söz yoktur. Bunlar açık düşmandırlar. Bir de, ikinci tip düşmanlar vardır. Bu gibilere gerici, mürteci demek her zaman kolay değildir. Yanar döner kişiliklerdir. Dün öyle, bugün böyle, yarın başka türlüdürler. İkinci tip düşmanların çoğu hem okumuş, hem de varlıklı kimselerdir.

Aralarında, Atatürk düşmanlığı prim getirdiği için bu yolu benimsemiş olanlar çoğunluktadır.” * * *BAŞBAKAN ERDOĞAN BAYRAM KUTLAMASINA KATILMIYOR !!!Başbakanlık Basın Merkezinden yapılan 18 Mayıs 2008 tarihli bir açıklamaya göre Başbakan 19 Mayıs kutlamalarına katılmıyor! Nedeni aşağıdaki açıklamada ;
" Gözünde beliren bir sağlık sorunu sebebiyle doktorların ısrarlı istirahat tavsiyesi üzerine Sayın Başbakanımız, yarınki (19 Mayıs) programlarına katılamayacaktır.19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinliklerinde Sayın Başbakanımızı Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Cemil Çiçek temsil edecektir.
"* * *ŞEHİT GAZETECİ HASAN TAHSİNİ SAYGI İLE ANIYORUZ

Geçtiğimiz 15 Mayıs, İzmir'li gazeteci Hasan Tahsin’in İzmir’i işgal eden Yunan birliklerine ilk kurşunu sıkan ve daha sonra Yunanlılar tarafından şehit edilen bir meslektaşımızdır.

15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’e çıkan Yunan birliklerinin işgaline karşı çıkan Hasan Tahsin, tabancasıyla Yunan askerlerinin üzerine kurşun sıkıp bir subayı öldürünce Yunanlıların makineli tüfekle açtıkları ateş sonucu şehit oldu.1888'de Selanik'te doğan Hasan Tahsin, Paris'te Sorbonne Üniversitesi'nde okudu. İzmir'de “ Hukuku Beşer “ adlı bir gazete çıkarıyordu. H. Tahsin’i ve tüm şehitlerimizi saygı ile anıyoruz.

Hulusi ŞENELE.Posta- hulusisenel@yahoo.com...............................................................
SEVDİĞİM SÖZCÜK● “ Milli mücadeleler, şahsî hırsla değil, milli ideal, milli onur ile kazanılır “

Monday, May 19, 2008

19 Mayýs 1919 gunu durum tesbiti...

Mustafa Kemal, ülkeyi kurtarma yolunda ilk adýmýn atýldýðý 19 Mayýs 1919’un öngününü þu sözlerle anlatýyor Nutuk’unda:

“1919 yýlý Mayýsý’nýn 19’uncu günü Samsun’a çýktým.

Ülkenin genel durumu ve görünüþü þöyledir:“Osmanlý Devleti’nin içinde bulunduðu grup, I. Dünya Savaþý’nda yenilmiþ, Osmanlý ordusu her tarafta zedelenmiþ, þartlarý aðýr bir ateþkes anlaþmasý imzalanmýþ.

Büyük Savaþ’ýn uzun yýllarý boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi I. Dünya Savaþý’na sürükleyenler, kendi hayatlarýný kurtarma kaygýsýna düþerek memleketten kaçmýþlar. Saltanat ve hilafet makamýnda oturan Vahdettin soysuzlaþmýþ, þahsýný ve bir de tahtýný koruyabileceðini hayal ettiði alçakça tedbirler araþtýrmakta.

Damat Ferit Paþa’nýn baþkanlýðýndaki hükümet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnýz padiþahýn iradesine boyun eðmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razý.“Ordunun elinden silahlarý ve cephanesi alýnmýþ ve alýnmakta..

.“Ýtilaf Devletleri, ateþkes anlaþmasýnýn hükümlerine uymayý gerekli bulmuyorlar. Birer bahaneyle Ýtilaf donanmalarý ve askerleri Ýstanbul’da. Adana ili Fransýzlar, Urfa, Maraþ, Ayýntap (Gaziantep) Ýngilizler tarafýndan iþgal edilmiþ. Antalya ve Konya’da Ýtalyan askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun’da Ýngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancý subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyette.

Nihayet, konuþmamýza baþlangýç olarak aldýðýmýz tarihten dört gün önce, 15 Mayýs 1919’da, Ýtilaf Devletleri’nin uygun bulmasýla Yunan ordusu da Ýzmir’e çýkartýlýyor.
“Bundan baþka, memleketin her tarafýnda Hýristiyan azýnlýklar gizli veya açýktan açýða kendi özel emel ve maksatlarýný gerçekleþtirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalýþýyorlar.
“Sonradan elde edilen güvenilir bilgi ve belgelerle iyice anlaþýlmýþtýr ki, Ýstanbul Rum Patrikhanesi’nde kurulan Mavri Mira Heyeti, illerde çeteler kurmak ve idare etmek, gösteri toplantýlarý ve propagandalar yaptýrmakla meþgul.

Yunan Kýzýlhaçý ve Resmi Göçmenler Komisyonu, Mavri Mira Heyeti’nin çalýþmalarýný kolaylaþtýrmakla görevli. Mavri Mira Heyeti tarafýndan yönetilen Rum okullarýnýn izci teþkilatlarý, yirmi yaþýndan yukarý gençleri de içine almak üzere her yerde kuruluþunu tamamlýyor.

“Ermeni Patriði Zaven Eefendi de, Mavri Mira Heyeti’yle birlikte çalýþýyor. Ermeni hazýrlýðý da týpký Rum hazýrlýðý gibi ilerliyor. Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde örgütlenmiþ olan ve Ýstanbul’daki merkeze baðlý bulunan Pontus Cemiyeti hiçbir engelle karþýlaþmadan kolaylýkla ve baþarýyla çalýþýyor.”

Saturday, May 17, 2008

19 MAYIS ATATURK'U ANMA VE GENCLIK ve SPOR BAYRAMI KUTLU OLSUN

19 Mayis 1919 tarihinin anlami:
19 Mayis 1919 tarihi Turkiye Cunkuriyeti icin en onemli tarihlerden biridir. 19 Mayis, Turk ulusunun yeniden dogusunun baslangici oldugu gibi, ulusa olan sarsilmaz inancin da bir diger adidir.

Ataturk genclere armagan ettigi ve MilliMucadelenin baslangic tarihi olan 19 Mayis, 1938 yilindan itibaren ‘Genclik ve Spor Bayrami’ olarak kutlanmaktadir.Ataturk’un Samsun’a ayak basisi Turkiye Cumhuriyeti’nintarihindeki onemli olaylardan biridir. Turk Milleti BirinciDünya Savasi sonrasinda kotulesen kosullar icinde kurtulus careleri aramaktaydi. Osmanli Imparatorlugu 17. yuzyilin sonlarindan itibaren parcalanmaya ve Ingiltere, Fransa, Almanya ve Italya gibi devletler tarafindan paylasilmaya baslanmisti.

Mondros Mutarekesi’ni takiben Kasim 1918’de Istanbul’a donusunde Dolmabahce onunde demirlemis isgal kuvvetleri zirhlilarini gordugunde, “Geldikleri gibi giderler” diyen Mustafa Kemal Ataturk, 19 Mayis 1919’da Samsun’a cikarak, her turlu umutsuzluga, yokluga, gucluge ve engele ragmen ulusal kurtulus mucadelemizin mesalesini ateslemistir. Ulu onderimiz Mustafa Kemal Ataturk’un Samsun’a ayak basmasiyla “Kurtulus” harekati baslatilmis oldu.

19 Mayis 1919’da teskilatlanan Turk Istiklal Savasi, milli bagimsizligi eyleme donusturerek, geri kalmisligi, somuruyu yok ederek, toplumu butunuyle gelistirme, tam anlamiyla bagimsizlastirma, cagdaslastirma ve demokratiklestirme amaciyla baslatilmistir.

Mustafa Kemal’in 19 Mayis 1919 da Samsun’a ciktigi gun ustlendigi gorevin asil ruhu, tam bagimsizlikti. Tam bagimsizlik, mali, ekonomik, adli, askeri ve bunlar gibi her konuda bagimsizlik ve ozgurluk demekti. Bunlarin herhangi birinde, bagimsizliktan yoksun olma milletin ve ulkenin gercek anlamda tam bagimsizliktan yoksun olmasi anlamina gelmektedir.Mustafa Kemal, milletinin, ulkesinin ve insaninin yapisini (sosyal psikolojisini) butunuyle kavramakla birlikte dunya sartlarini, bu sartlari olusturan milletlerarasi iliski ve celiskileri iyi bilmekte idi.

Milliyetciydi, basini cektigi, teskilatlandirdigi savas Turk Istiklal Savasiydi.19 Mayis1919 tarihinde baslatilan savas, sadece “Ata Yurdu” denilen ulkeyi ele gecirmek, aralarinda paylasmak isteyen somurgecilere karsi yurutulecek bir savas degildi.

Onlarla birlikte onlarin ulkedeki isbirlikcilerine, milli mucadele ve tam bagimsizlik savasi boyunca butun toplumsal, kulturel, ekonomik engellere ve bu engellerin guclu kesim ve kisilerine karsi yurutulecek bir savasti.19 Mayis 1919, Mustafa Kemal’in milletine guvenerek, inanarak yapacagi isleri “millî bir sir” gibi saklayarak; inanc ve dusuncelerini safha safha gerceklestirmek karariyla goreve atildigi gundur.19 Mayis 1919, yikilan, cok unsurlu bir imparatorluktan yeni, milli bir Turk devletinin hayat bulacagi mumtaz bir tarihtir.

ATATURK'UN GENCLIGE HITABESI
"Ey Turk gencligi ! Birinci vazifen, Turk istiklalini, Turk Cumhuriyeti'ni, ilelebet muhafaza ve mudafaa etmektir.Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin en kiymetli hazinendir. Istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahlarin olacaktir. Bir gün, istiklal ve Cumhuriyet'i müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atilmak icin, icinde bulunacagin vaziyetin imkan ve seraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve serait, cok namusait bir mahiyette tezahur edebilir. Istiklal ve Cumhuriyetine kastedecek dusmanlar, butun dunyada emsali gorulmemis bir galibiyetin mumessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanin butun kaleleri zaptedilmiş, butun tersanelerine girilmis, butun ordulari dagitilmis ve memleketin her kösesi bilfiil isgal edilmiş olabilir. Butun bu sereitten daha elim ve daha vahim olmak uzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hiyanet icinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, sahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet, fakr u zaruret icinde harap ve bitap dusmus olabilir.Ey Turk istikbalinin evladi! Iste, bu ahval ve serait icinde dahi vazifen, Turk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktir! Muhtaç oldugun kudret, damarlarindaki asil kanda mevcuttur!"
Gazi Mustafa Kemâl ATATÜRK 20 Ekim 1927

Kaynaklar:1. MİLLÎ MUCADELE İCERİSİNDE “19 MAYIS 1919”Yasar OZUCETİN GAZİ ÜNİVERSİTESİ KIRŞEHİR EĞİTİM FAKÜLTESİ, Cilt 5, Sayi 2,(2004),65-742.

19 MAYIS 1919 TARİHİNİN ANLAMI VE ONEMİUzm. Nese Cetinoglu Atatürk Kültür,Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştirma Merkezi uzmani.

Wednesday, April 23, 2008

23 Nisan ULUSAL EGEMENLIK VE COCUK BAYRAMINI KUTLARIZ....

"Bir millet, varlığı ve hakları için bütün kuvvetiyle, bütün fikri ve maddi güçleriyle alakadar olmazsa, bir millet kuvvetine dayanarak varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse, şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz... Bu sebeple teşkilatımızda milli güçlerin etken ve milli iradenin egemen olması esası kabul edilmiştir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Milli egemenlik..." ATATURK

Tuesday, April 8, 2008

DUYURU: Maygar Barraks - 25 Nisan Safak Toreni

Turklerin Avustralya 'ya ilk goc ettikleri yillarda yerlesim yeri olarak kullandiklari yer olan Maygar Barracks Askeri Kampindaki (Camp rd.) ANZAK GÜNÜ ŞAFAK TÖRENİ 2 5 NİSAN sabah saat 5. 25‘de yapılacakdır.
Maygar Barracks Yetkilileri Turk toplumunu da aralarinda gormekden memnun
olacaklarini bildiriyorlar.
Turk-Avsutralyali toplumuna duyurulur.
AVUSTRALYA-GELİBOLU DOSTLUK DERNEĞİ http://www.ausgallipoli.net/

NOT:
Mustafa Kemal’in askeri deha olarak ve Turkiye Cumhuriyetinin dogum gununun 25 Nisan olarak alginmasi hic de yanlis olmayacakdir. Cunku Anzaklar ilk cikarma yaptiklarinda karsilarinda Mustafa Kemal'i bulmuslardi.

Mustafa Kemal 1915de Osmanli hukumetince tayin edilmis olan, Osmanli ordusunun Genel Kurmay Komutanligini yapan Alman komuntanin (Liman Va Sanders) emrine karsi gelerek ve dahiyane bir sekilde askeri insiyatifini kullarak tumenini (19. tumen) Anzaklarin cikartma yaptigi yer olan Ariburnu’na ( Anzak Koyu) dogru ilerlemelerini engellenmisti ve savanin kazanilmasinda en onemli askeri barari olmustu. O nedenle 25 Nisan gununde Turk-Avustralyali olarak Avustralya vatandasligimizin gerektirdigi sorumlulukla ve ozenle bu gunu hep birlikde anmamiz ve kutlamamiz icin guclu nedenimiz oldugunu dusunmekteyiz.


25 Nisan gunune ait ek Tarihi Bilgiler:
Türk Bağımsızlık Savaşı'nın lideri olarak tarihteki sarsılmaz yerini alan Mustafa Kemal İngiliz savaş tarihinin bile Gelibolu'daki başarısızlıklarının birinci nedeni olarak hakkını vermek zorunda kalmistir ve tarihcileri bunu vurgulamakda sakinca gormezler.

Ancak Mustafa Kemal Atatürk'ün Çanakkale Savaşları'nda gösterdiği askeri kumanda yeteneğine ilişkin Aydınlanma Devrimi karşıtı bir takım araştırmacı veya yazarların değerlendirmelerinde kasıt ve değerini düşük gösterme çabaları göze çarpıyor. Buna verilecek en iyi cevap, savaşın gidişinde Mustafa Kemal'in oynadığı rolü aktarmak olsa gerek...

KARA SAVAŞLARI :
Çanakkale'yi denizden geçemeyeceğini anlayan ve karaya asker çıkararak savunma hatlarını ortadan kaldırmayı hedefleyen düşman 25 Nisan 1915 günü iki cephede birden çıkarma işlemlerine girişti:

Seddülbahir (Güney) ve Arıburnu cepheleri. a) Seddülbahir (Güney) Cephesi:
Türk askeri bu bölgede açık arazi ve üç taraftan donanma ateşi altında emsalsiz bir savunma savaşı yaptı. Üç gün süren ve hedefi Alçıtepe olan taarruz kırıldı. Düşman, ilk günün sonunda birliklerimizin taarruzu ile geri çekilmek zorunda kaldı. Bu cephede siper muharebeleri devam etti. Karşılıklı çok büyük can kaybı yaşandı. Türk askerinin ölüme meydan okuyan kahramanlıkları, bugün şehitliklerdeki anıt yazılarında okunuyor.

b) Arıburnu ve Anafartalar Cephesi:
Düşmanın Arıburnu-Kabatepe arasında da çıkarma işlemine başladığı 25 Nisan sabahı 9. Tümen Komutanı'nın bildirisiyle anlaşıldı. Çanakkale Savaşları sırasında 25 Nisan 1915 günü Anzak Koyu’na çıkartma yapan Anzaklar, kendisine çekilme emri verildiği halde bu emri dinlemeyen Mustafa Kemal (Atatürk) tarafından Conkbayırı’nın güney eteklerinde durdurulmuştur. Atatürk, cephanesi biten ve geri çekilmeye başlayan askerleri durdurarak “Kurşununuz yoksa süngünüz var” sözünü burada söylemiştir. Daha sonra 57.Alayı 261 rakımlı bu tepeye doğru hücuma kaldırmıştır.

Akşam saatlerinde de Anzakları dar sahil şeridinde sıkıştırmıştır.

Atatürk bu emri vermeseydi Anzaklar yarımadaya hakim olup Conkbayırı-Kocatepe bölgesini ele geçirip Eceabat’a kadar inecek ve İstanbul yolunu açmış olacaklardı.

Savaş hazırlığı sırasında genel yedek olarak belirlenen 19.Tümen'in Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, derhal ek bilgi istediyse de, düşmanın ileri harekatına ilişkin bilginin hem Kolordu'da, hem de 9. Tümen'de bulunmadığı anlaşıldı. Derhal bir keşif birliğini Arıburnu'na gönderen Mustafa Kemal, "Durumun beklemeye ve zaman kaybetmeye tehammülü yok" diyerek bir piyade alayı ile dağ bataryasını da bölgeye sevketti.


Yarbay Mustafa Kemal, ordunun, hatta imparatorluğun kaderi bakımından önemli ve tarihsel kararını vermişti. "Düşmanın Arıburnu civarındaki ihraç teşebbüsü diğer noktalardaki teşebbüslerinden çok daha ciddidir" cümlesiyle başlayan 6 maddelik emri derhal birliklere gönderildi. Saat 08.10'da 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal başta, alay grubu yürüyüştedir.

Kocaçimen Tepesi'ne uzanan yol öylesine kötüydü ki, kıtayı yormamak ve yol bulmak için ileri gönderilen topçu subaylarını yollarını kaybettiler. Sonunda Mustafa Kemal daha iyi bir görüş sağlamak için Kocaçimen'den Abdalbayırı'na at sürdü. Türk askeri, kalabalık bir düşmanın önünden çekilmekteydi. 27. Alayın 8. Bölüğüne bağlı bu askerleri Mustafa Kemal durdurdu? -


Niçin kaçıyorsunuz? -Efendim, düşman... -Nerede -İşte, diyerek, 261 rakımlı tepeyi gösterdiler...

-Düşmandan kaçılmaz!.. -Cephanemiz kalmadı. -Cephaneniz yoksa, süngünüz var. Süngü taak!... Yat!...


Mustafa Kemal, olayı anlatırken "Kazandığımız an, bu andır" demektedir.

Bu askerlerin korumasında 57. Alay'ı saat 10.00 sıralarında düşmanın kuzey kanadını kuşatacak şekilde taarruza sürdü. Mustafa Kemal, verdiği taarruz emrine, içinde bulunduğu duruma yaraşan şu tarihsel sözleri ekledi: "
Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek süre zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir."

Böylece Conkbayırı kurtarılmış, düşman Kanlısırt'a kadar geri atılmıştı. Anzak kolordusu büyük kayıplar vermiş, ancak gemi topçusunun desteği ile denize dökülmekten kurtulabilmişti. Mayıs ayına gelindiğinde savaş sürüp gidiyordu. Mustafa Kemal'in savaş güdümünde gösterdiği şaşırtıcı başarılar da bu tarihte başladı denilebilir.

Arıburnu savaşları üzerine düşman:

"Ne Liman von sanders, ne de bir başkasının göremediğini o görmüş, Gelibolu Yarımadası'na ancak Conkbayırı ile Kocaçimen'de egemen olunabileceğini o anlamıştı. Müttefikler buraları ele geçirebilselerdi, bütün Boğaz'a egemen olurlar ve 20 kilometrelik bir çevreyi istedikleri gibi top ateşine tutabilirlerdi. Küçük rütbeli ama dahi bir Türk subayının orada bulunması, müttefikler için harbin en büyük talihsizliklerinden biri oldu" demişti.

Mustafa Kemal 1 Haziran tarihinde miralay (albay) oldu. 6 Ağustos'ta düşman çok büyük bir kuvvetle ve denizden aldığı güçlü ateş desteği altında Arıburnu bölgesinde taarruza geçti.

Düşmanın hedefi Kocaçimen ve Maltepe'yi almaktı. Düşman askeri bir miktar ilerleme sağladı. Türkler çekilmek zorunda bırakıldı. Ama ilerleme yerine olduğu yere ileri karakol kurmayı tercih eden İngilizler'in bu hatasından yararlanılamadı. Anafartalar Grup Komutanlığı'nı yürüten Miralay Ahmet Feyzi'nin, komutanlarından gelen askerin yorgun olduğu ve dinlendikten sonra taarruza geçmesi fikrini kabullenmesi nedeniyle 8 ağustos kararsızlıkla geçti.

Böyle olmasa, yapılacak taarruz İngiliz kolordusunun toplu ve tehlikeli durumuna rastlar, büyük başarı sağlanırdı.Bu hata, Ahmet Feyzi'nin görevden alınmasına yol açtı. Yerine Anafartalar Grup komutanı olarak Mustafa Kemal atandı.

Albay Mustafa Kemal şimdi 5 tümene birden komuta ediyordu.9 Ağustos günü tan vakti taarruz emri aldı. Düşman da taarruz için aynı tarihi belirlemişti. Saat 05.00 sıralarında başlayan ve saat 07.40'da kızışan savaşlarda 8 taburluk bir düşman kuvveti mağlup edildi. Anafartalar Grubu'na ilave bir tümen daha verildiğinden, toplam 9 tümenle esasen ordu boyutuna ulaşan bu birlikle ilgili yeni bir emir-komuta düzeni kuruldu.

Mustafa Kemal, bir ordu boyutundaki kuvvete komuta etmekteydi. Ancak karşısındaki düşman sayıca çok üstündü. Yağmurlar, sert bir sonbahar, karşılıklı siper savaşları, gece baskınları, mayın kullanmalar sürdü gitti. İngiliz harp Kabinesi 7 Kasım 1915'de Çanakkale'yi boşaltma kararı verdi. ...